kadın partisi kadın partisi kadın partisi kadın partisi kadın partisi kadın partisi kadın partisi kadın partisi kadın partisi kadın partisi kadın partisi kadın partisi
kadın partisi
kadin_hekimlik_kadin_saglik_kongre

KADINA ŞİDDETİN ULUSLARARASI BOYUTU: SAVAŞTA TECAVÜZ
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde 2012 yılında gerçekleşen III. Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kongresi "Kadını Görmeyen Aile ve Sağlık Politikaları" kitabı geçtiğimiz ay yayınlandı. Türk Tabipleri Birliği tarafından yayınlanan, aşağıda linkini verdiğim kitapta, 214. sayfada benim makalem başlıyor. İlginizi çeker mi bilmem ama konu, uluslararası ilişkiler açısından "acıklı"...!!!!
- Hilal Unalmis Duda -

Okumak için :
http://www.ttb.org.tr/kutuphane/kadinhek3.pdf

 
 
 
Bir Hayır Çalışması anlatmak istiyorum, binlerceden bir tanesini!

Kadınlar; sesleri, elleri, ayakları, gözleriyle ve bir de imece usulü bastırılmış el ilanları ile yollara çıktılar. Tek tek günlerce anlattılar, emekle, sabırla, kimseye hakaret etmeden, parmak sallamadan, kırmadan dökmeden anlattılar.

Oya işler gibi, nazik, güzel, sabırlı, saygılı, şiddetsiz, anlayışlı...

Sabah yola çıktılar, akşam sesleri yorulmuş, ayakları şiş, yorgun ama huzurlu eve döndüler. Anlatabilmek, anlaşabilmek, sevginin karşılık görmesi en güzel ödüldü. O kadar çıkarsız bir çaba idi ki bu, anladı insanlar, kimse kendi için bir çıkar, yetki, para pul peşinde değildi, ülkesinin gelecek kaygısı için yollara düşmüştü.
Suskun Türkiye’yi konuşturdular, dertleştiler ağlaştılar.

Karşılarında, her türlü devlet gücünü arkasına almış, bağıran parmak sallayan, tehdit eden, daha çoğunu isteyen muktedirin, sınırsız imkanları, sonsuz parasal kaynakları, emre amade insan gücü vardı. Ekranlarda, gazetelerde, tüm sokak panolarında, evindeki televizyonun tüm kanallarında, sokakta, bakkalda, markette, evlerinin dibindeki sokak panosunda hep muktedir vardı. Seçim ofisleri, bayrakları her yerdeydi.

Kadınların elinde imece usulu bastırılmış el ilanları vardı. Bir de sesleri, elleri, gözleri, söyleyecek sözleri, açacak temiz yürekleri, çıkarsız çabaları!

Kazandılar! Her türlü imkansızlığa, hukuksuzluğa karşın kazandılar. Bakmayın kağıt üstünde kazanan muktedire, kazanamadığını o da biliyor! YSK’nin hukuksuzluk yaptığını, milyonla ifade edilen oyun, yasal olarak geçersiz olduğunu ve aslında Hayır’in kazandığını gayet iyi biliyor.

Biz biliyoruz, kazandık ve hakkımızın sonuna kadar peşindeyiz. Bu kişisel bir hak arayışı değil, ülkemize yarın, çocuklarımıza bir gelecek arayışıdır, demokrasi ve özgürlük ve insanca yaşam arayışıdır.

Türkiye’nin umudu artık bu mücadeledir.
 
 

Yarım kadın davası görüldü, karar verilmedi ve dava 25 Mayıs'a ertelendi.
İddiamız aşağıdaki gibidir;
28 Şubat 2017 EKSİK KADIN DURUŞMASI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kadın ve Demokrasi Derneği’nin (KADEM) hizmet binası açılışında  aynen şu ifadeleri kullanmıştı:

“İnsanlığın yarısını oluşturan kadın, anneliğiyle, evinin ve çocuklarının üzerindeki etkinliğiyle, zarafetiyle, estetiğiyle, içgüdüleriyle, sahip olduğu farklılıklarla kadındır. (Cumhurbaşkanının kadın tarifi)
Bu gerçeği bir kenara bırakıp erkekle kadını birbirlerine hasım olarak gören anlayışı kesinlikle reddediyoruz.
Burada şu samimi görüşümü  ifade etmeden geçemeyeceğim: Kadının iş hayatındaki konumu, onun anneliğini asla geriye atmamalıdır. Çalışıyorum diye annelikten imtina eden bir kadın, aslında kadınlığını inkâr ediyor demektir. Bu benim şahsi düşüncemdir.

Anneliği reddeden, evini çekip çevirmekten vazgeçen bir kadın, iş dünyasında istediği kadar başarılı olsun, özgünlüğünü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır, eksiktir, yarımdır.
 ………..Anneliği reddetmek insanın yarısından vazgeçmektir. Daha geniş tutuyorum, insanlıktan vazgeçmektir.
Demişti.

Aslında , Cumhurbaşkanının , başbakanlığı döneminden itibaren başlayan kendi fikir ve düşünceleri çerçevesinde her fırsatta ve her yerde  kadını ikincil, aşağılayıcı ,belli bir anlayışın içine sıkıştıran , özel hayatlarla  ve  kişisel tercihlerle  ilgili  cinsiyet ayrımcı  söylemleri   süreklilik arz etmektedir.

 “Bir tane kız mıdır, kadın mıdır bilemem.”
Hakaret değil midir?

“Ben zaten kadın erkek eşitliğine inanmıyorum.”
Demek  kadınları yok saymak değil midir?

“Benim bedenim, benim kararım diyenler feminist.”
dir  demek  Feministlere hakaret değil midir?
“Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum.”
Demek;
Bu zor kararı verenleri  katil olarak nitelendirmek o kişileri aşağılamak değil midir?

Ancak, 05.06.2016 tarihinde Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM )de yapılan  ve  davamızı ilgilendiren  bölümü yukarıda yazılı bu konuşma biz kadınlar için bardağı taşıran damla olmuştur.

Bütün bu cinsiyet ayrımcı söylemler şahsıma söylenmiş olmayabilir. Ancak;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 126.md. maddesi “… Hakaret suçunun işlenmesinde mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, eğer niteliğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksanmayacak bir durum varsa ,hem ismi belirtilmiş ve hem de hakaret açıklanmış sayılır “ demektedir.

Dava konusu olan bu konuşmayı Cumhurbaşkanı , kalabalık bir gruba hitaben yapmıştır. Hedefinde bir cinsiyet grubu vardır. Yani  topluluğa kadın cinsiyetinde olanların bir kısmını  aşağılayan , küçülten sözler kullanmıştır.

“Çalışıyorum diye annelikten imtina eden bir kadın, aslında kadınlığını inkâr ediyor demektir. “ demekle bir erkek olarak kadınlar  ancak anne olabilir  şayet çalışıyorlarsa kadın değildir gibi bir varsayımla kadınları aşağılayıcı bir cümle kullanıyor. Bu ayni zamanda kast ettiği kadın grubunun   kişilik hakları ihlalidir..

Yine ,  özetle “Anneliği reddeden, evini  çekip çevirmekten vazgeçen bir kadın , iş dünyasında istediği kadar başarılı olsun özgünlüğünü ( ne demekse) kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır,  eksiktir, yarımdır. ” ifadeleri de yine çalışan kadınlara ,anne olamayan veya anne olmak istemeyen kadınlara karşı  bir hakarettir.  Çalışan kadınların evlerini çekip çevirmediklerini nereden biliniyor? Bu konu takdir edersiniz  ki sadece  aile bireylerini ilgilendiren bir durumdur. Burada da  yine kişilik hakları ihlali vardır.

Yukarıdaki cümleler  hem Anayasamızın 10.maddesinde ki  eşitlik ilkesine ve ayni zamanda AİHS nin MADDE 8 Özel ve aile hayatına saygı hakkı maddesine  de aykırılık göstermektedir.

 1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
 2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.
Cumhurbaşkanının  bu konuşmasında belki en acı olanı  en son cümlesidir “Anneliği reddetmek, insanın yarısından vazgeçmektir. Daha geniş tutuyorum. İnsanlıktan vazgeçmektir
 Kabul edilir bir cümle değildir . Hele bunu söyleyen ülkenin en tepesindeki kişi ise çok daha acıdır.
İşaret ettiği grubun yani anne olmayan veya olamayan kadınların insan olmadığı iması yapılmıştır.
Bütün bu konuşmaları , bir cinsiyet grubuna karşı kullanılan bu  ifadeleri, ifade özgürlüğü kapsamında görmek ise mümkün değildir.
Zira bu konuşmalar bir topluluk  karşısında, bir cinsiyet grubunu  hedef alarak  ülkenin en üst kademesindeki kişi tarafından bilerek ve isteyerek kullanılan cümlelerdir.
Yine ,bir topluluk karşısında yapılan ve bir grubu hedef alarak yapılan konuşmalar, o gruba dahil olan tüm fertlerine söylenmiştir. Dolayısıyla savunmanın kişisel hakaret yoktur savı doğru değildir.
Cumhurbaşkanı doğrudan beni hedeflememiş  olabilir. Bütün bu ithamlar ve yaralayıcı sözler  benim de  dahil olduğum kadın cinsine  karşı yapılmıştır.
Çocukları eşleri ve diğer aile bireyleri için karşılık beklemeden kendi hayatları pahasına  fedakarlık  yapan kadınlar doğrusu bu bu sözleri hiç hak etmemişlerdir.  
Eksik veya yarım kadın ifadeleri  çocuk sahibi olan ,olmayan veya olamayan tüm kadınları derinden yaralamıştır.
Cumhurbaşkanının çeşitli yerlerde ve zamanlarda bir çok  topluluk önünde kadınları suçlayıcı konuşmalarından vazife çıkaranlar olmuş, bu konuşmalardan cesaret alanlar, TV.ler de boy göstere k  kadınlar için bir travma durumu olan tecavüzde bile neredeyse tecavüzcüyü koruyan konuşmalar yapmaya başlamışlardır.
“Tecavüze uğrayan doğursun, gerekirse devlet bakar.”
diyeninden

“Tecavüzcü, kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masum.”
diyecek kadar kendini kaybeden    bir sürü erkek  ileri geri  ve akıldan yoksun konuşmalarla  medya üzerinden tüm ülkeye kadınlarla  ilgili yanlış ve  kötü  adeta bir algı  yaratma kampanyasına  girişmişlerdir.

Bütün bu konuşmaları yapanlar belli bir görüş sahibi erkeklerdir.  Ve görüldüğü gibi hepsi kadınların hayatlarını kendi dünya görüşleri içerisinde dizayn etmeye çalışan buna uymayan kadınları ahlaksız olarak nitelendiren konuşmalardır.

Biz kadınlar bu söylemler karşısında teslim olmayacak, yanıtı  şimdi olduğu gibi yargı yoluyla aramaya devam edeceğiz..

Son olarak şunu söylemek istiyorum;
‘Yarım kadın, çocuk yapmayan, yapamayan değil, terörle kaybettiği  evladının  acısıyla yanandır..’
Vereceğiniz karar tüm kadınları  ve kızlarımızı yakından ilgilendiren bir karar olacaktır.
Konunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 126.md.ne ve AİHS nin 8.maddesine göre değerlendirilmesini sayın mahkemenize arz ederim.

 
 
Kadın Partisi Parti Meclisi Referandum Bülteni                                    23.Şubat.2017

Kadın Partisi 22.Şubat.2017 Çarşamba Günü, yeni seçilen Parti Meclisi ile ilk toplantısını yapmıştır.  Toplantida, Anayasa Referandumunda HAYIR oyu kullanma ve Ülkemizin Hayrı için, siyasi kimliğini öne çıkartmadan,  Tüm Kadın Sivil Toplum Örgütleri ile ortak çalışma kararı almıştır.

Parti Meclisi Sonuç Deklarasyonu :
OHAL içinde ve her dakika çıkartılan KHK’lar ile Anayasa Referandumuna gitmek başlı başına, ülkenin hayrına olmayan  bir sürectir. Anayasa toplumsal sözleşmedir ve tüm toplumu temsil etmek için, herkesin görüşü alınarak hazırlanmalıdır. Toplumun yarısını yok sayan Anayasa hiç kimsenin hayrına değildir.

Bizler; Hayır demek ve bunun halkımızın hayırına olduğunu anlatmak için sahada çalışacağız. Nefesimiz yettiğince anlatacağız. Sayın Cumhurbaşkanı gibi her kanala, her saat başı çıkma şansımız yok, ama o kadar  haklıyız ki, bunu anlatmak için yılmadan uğraşacağız.

Cumhurbaşkanlığı Sistemi ya da Turk Tipi Başkanlık Sistemi olarak Oylanacak Sistem, Gelismiş hiçbir demokraside yeri olmayan, bir Şahıs Devleti Sistemidir. Olağanüstü yetkilerle donatılmış, Tek Adam Yönetimi,  ne ülkenin yararınadır, ne de o yetkiyi elinde bulunduranın yararınadır.
  • Istikrarın geri dönülemez şekilde bozulması tehlikesini taşımaktadır.
  • Meclisi, Başkan ya da Partili Cumhurbaşkanı karşısında güçsüz ve etkisiz kılmaktadır
  • Yasama,Yürütme ve Yargı, Partili bir Başkana bağlanmakta ve güçler ayrılığı ortadan kalkmaktadır.   
  • Iktidar Partisinden Olmayan Vatandaşlarımızın, Iktidar karşısında  Hak ve Adalet Araması tehlikeye düşmektedir.  Bozulan Adalet Sistemi ve Bunun Vicdanlarda açacağı derin yaralar, toplumu geri dönülemez şekilde ayrışmaya ve içten içe çürümeye götürme tehlikesi taşımaktadır.
15 Temmuz darbesini yaşamış olan ülkemizde, halkımızın kahramanlığı ve olağanüstü çabalarıyla bu darbenin üstesinden gelindi ise, bu darbeyi önleyen yüce milletimize bu anayasa reva değildir.  Yeni bir felakete neden olabilecek bu sistem değişikliğine HAYIR diyoruz ve başta kadınlar olmak üzere tüm halkımızı HAYIR demeye çağırıyoruz.

Sevgi ve dayanışma içinde, Kadınların Eşit temsil edildiği bir Anayasa ve Anayasa Yapım Süreci istiyoruz.
Kadınların, gençlerin, çocukların, farklı cinsel kimliklerin haklarını ve toplumun her kişi ve kesiminin haklarını güvence altına alan bir anayasa istiyoruz.

Sunulan Anayasa toplumun hiçbir sorununa çare değildir ve geri dönülemez tehlikeler taşımaktadır.

Bu yanlıştan dönülmesi için Kadın Partisi olarak tüm topluma sesleniyor ve Çocuklarımızın geleceği için, herkesi  HAYIR demeye davet ediyoruz.


Babayasa’ya HAYIR !
 
 
BİR YIL BİTERKEN...

2016 ülkemizde ve dünyada; sayısız terör olayları, masum insanlarin katledilmesi, savaşlar, savaş mağdurları ve savaş dolayısıyla yollara dökülen milyonlarca insanın dramıyla geçti. Sayısı acı olayın ard arda geldiği ve artık yüreklerimizin çarıklaştığı bir yıl oldu 2016. Bitmesine üzülmediğimiz bir yıl oldu. Yıl boyunca sayısız terör olayında, savaşlarda kaybettiğimiz her yaştan yurttaşlarımızı, aynı kaderi paylaşan tüm ülkelerin yurttaşlarını, şiddete uğrayan, öldürülen kadınlarımızı, çocuklarımızı, gençlerimizi saygı ile anıyoruz, acılı ailelerine ve yakınlarına sabır diliyoruz.

2016 yılı boyunca ülkemizde siyasi ortam gittikçe sertleşti ve ayrımcılık iyice derinleşti. 15 Temmuz darbe girişimi, ülkemizin canına, malına, güvenliğine, umuduna, geleceğine büyük bir darbe indirdi. Demokrasi ve Barış sözcükleri çok uzak bir hayal gibi söylenir oldu. Kadının konumundan, eğitimin durumuna, hukukun üstünlüğünden, masumiyet karinesine, insan hakları ve özgürlüklere kadar, insanca yaşam göstergesi sayılacak hiçbir konuda iyiye gitmediğimiz açık.

Dünyaki siyasi gelişmeler de aynı paralelde bir çizgi izledi. Amerika Birleşik Devletleri’nde Donald J. Trump başkan seçilirken, özgürlükçü siyasetin, yerini güvenlikçi siyasete bırakma söylemleri şimdiden ortalığı sarmaya başladı.

Suriye’deki savaş dolayısıyla, Avrupa Birliği ülkelerinin iyi bir sınav vermediğini ve sınıfta kaldığını biliyoruz. Kimsenin masum olmadığı ve hiçbir ülke siyasetinin umut vermediği bir dönemden geçiyoruz. Hakkını yemeyelim, mevcut dünya liderleri içinde, tek umut verici ses, Kanada Başbakanı Justin Trudeau’dan geliyor. Kanada göçmen başvuru akınına uğramış durumda...

2017’nin umudunu birlikte yaratalım...
Böyle yaşamak zorunda değiliz. Din, dil, etnik köken, cinsiyet, cinsel yönelim ve her türlü ayrımcılığa karşı, askeri ve sivil darbelere, nefret söylemine ve her türlü melanete karşı birlikte mücadele edebiliriz. Yaşam tarz ve biçimlerinin bireylerin özgür seçimi olduğu anlayışıyla, herkesin saygın olduğunu, yargılanamayacağını ve aşağılanamayacağını söylüyoruz ve söylemeye devam edeceğiz.

Kadınların, gençlerin, LGBTI bireylerin ve tüm toplumun barış, özgürlük, eşitlik ve demokrasi içinde yaşaması için gelin birlikte mücadele edelim. Sevgisiz dünyada sevgiyi, adaletsiz dünyada adaleti, dayatmacı anlayışa karşı dayanışmayı, hukuksuzluğa karşı hukukun üstünlüğünü, anti-demokratik dünyada gerçek demokrasiyi cesaretlendirerek siyasetin yapılma biçiminde, tüm siyasi partilere örnek olabiliriz.
Hiçbir sesden korkmadan, onu bastırmadan ortak yapabileceklerimiz, yarınımızın umudu olabilir.

Yeni Yılda Birlikte Çalışmaya Bekliyoruz...
Yeni yılın ülkemize, dünyaya ve tüm insanlığa, huzur, sevgi ve barış getirmesini dilerken; Yurttaşların hukukun güvencesinde, ürkmeden, korkmadan yaşadığı, farklılıkların zenginlik olduğu, ifade özgürlüğünün cesaretlendirildiği bir ülke için, içerde ve dışarda barış içinde yaşamak için, Kadın Partisi olarak gelin birlikte çalışalım diyoruz...

F.Benal Yazgan
Kadın Partisi Eş Genel Başkanı
 
 

Partimizin 1. Olağan Kongresi, Merkez Yürütme Kurulunun 08.12.2016 tarik 52 nolu kararı ile,
15 Ocak Pazar günü saat 11:00’de Kadın Partisi Genel Merkezi’nde, Tunalı Hilmi Caddesi No. 79/26 Gümüşsoy İş Merkezi Çankaya Ankara adresinde, aşağıda yazılı gündem maddelerini görüşmek üzere toplanacaktır. İlk toplantıda yeterli çoğunluğun sağlanamaması halinde, ikinci toplantı 29 Ocak 2017 Pazar günü saat 11:00’de aynı yerde yapılacaktır. Kongremize bütün üyelerimiz ve vatandaşlarımız davetlidir.

Kadın Partisi Genel Başkanı
F. Benal Yazgan

KADIN PARTİSİ 1. OLAĞAN KONGRE GÜNDEMİ
1- Açılış
2- Kongre Başkanlık Divanı Seçimi
3- Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması
4- Genel Başkan’ın konuşması
5- Çalışma ve Hesap Kurulu raporlarının okunması, görüşülmesi, onaylanması ve aklanması
6- Tüzük değişikliği önerilerinin sunulması ve onanması
7- Seçimler için tasnif komisyonu seçimi
8- Seçimler
9- Dilekler ve kapanış
 
 
TECAVÜZE
ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARINA
TECAVÜZÜN EVLİLİĞE DÖNÜŞTÜRÜLMESİNE
TECAVÜZCÜLERİN AFFINA
HAYIR!


Tecavüzü aklayacak hiçbir yasayı kabul etmiyoruz!

Çocukların tecavüzcülerle, istismarcılarla evlendirilmelerine ilişkin AKP’nin TCK 103. Madde Yeni Düzenleme Önerisi ve Geçmişe Dönük Af Önergesi derhal geri çekilmelidir!

17 Kasım 2016 Perşembe gecesi, TBMM Genel Kurulu’na AKP İstanbul Milletvekili Mehmet Muş, İstanbul Milletvekili Halis Dalkılıç, Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, Hatay Milletvekili Hacı Bayram Türkoğlu ve Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu tarafından son dakikada bir önerge sunuldu. Önerge 16 Kasım 2016 tarihine kadar çocuklara karşı işlenen cinsel istismar suçlarında failin mağdurla evlenmesi durumunda cezanın önce askıya alınması, zamanaşımından sonra da affedilmesini öngörüyor.

Bu önergeye ek olarak iktidar partisi, kadın örgütlerinin tüm itirazlarına rağmen şu anda TBMM’de tartışılan TCK madde 103’ün düzenlemesi ile de cinsel ilişkiye rıza yaşını 12’ye indirmek istiyor. 103. maddenin bu haliyle yasalaşması, şu anda görülmekte olan cinsel istismara ilişkin ceza davalarında yargılanan ve bundan sonra meydana gelecek istismar vakalarında yargılanacak olan çok sayıda istismarcının “çocuğun rızası vardı” diyerek cezadan kurtulması anlamına geliyor. TCK madde 103’te yapılan değişikliklerle ve 17 Kasım gecesi sunulan önerge ile hem geriye hem ileriye dönük düzenlemeler yapılıyor:

1. Cinsel ilişkiye rıza yaşının 15’ten 12’ye indirilmesi anlamına gelecek 103. madde değişikliği, süren ceza davalarındaki ve bundan sonra gerçekleşecek istismarlardaki failleri korumaya hizmet ediyor.
2. 17 Kasım gecesi sunulan önerge cinsel istismar faillerine geriye dönük ceza affı getiriliyor. Önerge geçmiş cinsel suçları aklayarak, çocuk istismarcılarını affetmeyi hedefliyor.
3. Bundan böyle Türkiye’de kız çocuklarının 12 yaşından itibaren cinsel saldırıya ve zorla evlilik şiddetine maruz bırakılmasının “yasal zemini” hazırlanıyor.

Son dakikada oldubittiye getirilerek verilen ve AKP oyları ile kabul edilen bu af önergesi ile rıza yaşını 12’ye indirme sonucunu doğuracak 103. madde değişikliği, çocuk ve kadın haklarına, uluslararası yükümlülüklere aykırıdır, kabul edilemez. Türkiye’de, kadınların ve kız çocuklarının kazanılmış haklarına yönelik tehditler ve saldırılar artarak devam etmektedir. TCK 103. madde değişikliği ve eki olan AKP milletvekillerinin oybirliğiyle kabul ettiği önerge, bu saldırıların en tehlikelilerindendir ve her an kanunlaşabilir. Bu değişikliğin ve önergenin kabul edilmesi, 2004 yılında TCK Reformu sürecinde TCK Kadın Platformu tarafından değiştirilmesi talep edilen ve kadın örgütlerinin verdiği mücadele ile değiştirilen “mağdurun tecavüzcü ile evlendirilmesi durumunda failin affedilmesi’’ maddesinin geri gelmesi demektir. Bu ise kadın ve kız çocuklarının kazanılmış yasal haklarında büyük bir geriye gidiştir!

Tüm dünya çocukların cinsel istismarı ile mücadele ederken, çocuk yaşta zorla evlendirmeler yasaklanırken hatta asgari evlilik yaşı yükseltilirken, Türkiye’deki bu geriye gidiş son derece vahimdir. Cinsel ilişkiye rıza yaşını 12’ye indirmek isteyenler de, çocuk istismarı mahkûmlarına af önergesi verenler de, oylamada “Evet” diyenler de bu yanlışlarından derhal geri adım atmalıdır. Aksi takdirde onarılamaz sonuçlar doğuracak bir adım atmış olacaklar, çocuk ve kadın haklarını Meclis eliyle gasp etmenin yolunu açacaklardır.

Bu vahim yanlıştan dönülmesi için başta tüm kadınları, TBMM’deki tüm siyasi partileri, basın ve medya kuruluşlarını ve duyarlı tüm kamuoyunu;

• Kadın ve çocukların mevcut yasal haklarını korumak için verilen mücadeleye destek olmaya,
• Önergenin geri çekilmesine ve 103. maddenin, kadın ve çocuk hakları örgütleriyle birlikte, çocukları mağdur etmeyecek şekilde yeniden düzenlenmesine,
• Torba yasanın tümünün oylanacağı TBMM oturumu öncesinde TCK 103. maddenin bu torbadan çıkartılması için sesimize ses vermeye

ÇAĞIRIYORUZ!

1. 17+ Alevi Kadınlar
2. Adana Büyükşehir Belediyesi Kent Konseyi Kadın Meclisi
3. Aka-Der Kadın Faaliyeti
4. Akdam - Adana Kadın Dayanışma Merkezi ve Sığınmaevi Derneği
5. Ankara Feminist Kolektif
6. Ankara Kadın Platformu
7. Antalya Feminist Kolektif
8. Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği
9. Avrupa Kadın Lobisi Türkiye
10. Ayvalık Bağımsız Kadın İnisiyatifi
11. Bağımsız Kadın Derneği Mersin
12. Bodrum Kadın Dayanışma Derneği
13. BPS Uluslararası İş ve Meslek Sahibi Kadınlar Federasyonu
14. Buca Evka-1 Kadın Kültür Ve Dayanışma (Bekev)
15. Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği
16. Çanakkale El Emeğini Değerlendirme Ve Kadın Danışma Merkezi -Elder
17. Çiğli Evka-2 Kadın Kültür Derneği (Çekev)
18. Disk Kadın Komisyonu
19. Engelli Kadın Derneği – Enkad
20. Erktolia
21. Eşitiz - Eşitlik İzleme Kadın Grubu
22. Eşitlik Koalisyonu Kadın Grubu
23. Eşitlik ve Adalet İçin Kadın Grubu
24. Eşit Yaşam Derneği
25. Filmmor Kadın Kooperatifi
26. Göz Altında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu
27. Göztepe Dayanismasi L'animo Kadın Grubu
28. Günebakan Kadın Derneği
29. Hevi LGBTİ Derneği
30. İHD Ankara Şube Kadın Komisyonu
31. İzmir Bağımsız Kadın İnisiyatifi
32. İzmir Kadın Dayanışma Derneği
33. Ka-Der - Kadın Adayları Destekleme Derneği
34. Ka-Der - Kadın Adayları Destekleme Derneği Ankara Şubesi
35. Kadav - Kadınlarla Dayanışma Vakfı
36. Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem Grubu
37. Kadın Dayanışma Vakfı
38. Kadın Emeği Derneği
39. Kadın Emeği Kolektifi
40. Kadın Özgürlük Meclisi
41. Kadın Partisi
42. Kadının İnsan Hakları – Yeni Çözümler Derneği
43. Kadın Koalisyonu
44. Kagider – Türkiye Kadın Girişimciler Derneği
45. Kahdem – Kadınlara Hukuki Destek Merkezi
46. Kampüs Cadıları
47. Kayseri Kadın Dayanışma Derneği
48. KESK Kadın Meclisi
49. Keskesor LGBT
50. Kırmızı Biber Derneği
51. Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği
52. Kocaeli Kadın Platformu
53. Koza Kadın Derneği
54. Lezbiyen Biseksüel Feministler
55. Menteşe Kent Konseyi Kadın Meclisi
56. Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı
57. Mor Çetele
58. Mor Dayanışma
59. Mor Pusula
60. Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği
61. Muğla Kadın Dayanışma Grubu
62. Özgür Genç Kadın
63. Pembe Hayat LGBTT Derneği
64. Samandağ Kadın Dayanışma Derneği
65. Sosyalist Kadın Meclisleri
66. SPOD - Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği
67. Şiddetsizlik Merkezi’nden Kadınlar
68. TCK 103 Kadın Çalışma Grubu
69. TMMOB İstanbul Kadın Komisyon
70. TODAP – Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği Kadın Komisyonu
71. TTB Kadın Hekimlik Kadın ve Sağlığı Kolu
72. Türk Kadınlar Birliği
73. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu
74. Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği
75. Ulusötesi Kadın Konuları Merkezi Derneği
76. Üniversiteli Kadın Kolektifi
77. Vakad’ın Emekçileri (Faaliyetleri durdurulan)
78. Yaşam Evi Kadın Dayanışma Derneği
79. Yeni Demokrat Kadın
80. Yeryüzü Kadınları
81. Yeşil Feministler
82. Yoğurtçu Kadın Forumu

 
 
 
Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu, Boğaziçi Üniversitesi’nin rektörlük seçimlerinde oyların %86’ sını aldı. Aylardır atanmayı beklerken, Kanun Hükmünde Kararname ile, rektörlük seçim kriterleri değiştirildi, yerine aday bile olmayan Prof.Dr. Mehmet Özkan, Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan tarafından atandı.

2012 yılından bu yana görevini başarı ile sürdüren, Boğaziçi Üniversitesi’ni her zeminde en iyi şekilde temsil eden, yaratıcı projelere imza atan ve büyük bir fedakarlıkla çalışan kadın rektör Gülay Barbarosoğlu;  “akademik hayatını noktalama” kararı aldığını duyurdu.

Neresinden baksaniz, büyük bir haksızlık, hukuksuzluk, demokrasi ayıbı olan bu durum, Boğaziçi Üniversitesi gibi, ülkemizin, nadir en iyi okullarından birine yapılan sivil bir darbedir.

Hukuksuzdur; rektörlük seçimi KHK çıkartılmadan önce yapılmıştır, hukukçular ve hatta herkes bilir ki yapılan kanunlar geriye doğru işlemez.  Rektörlük seçimi ile terörle mücadelenin nasıl bir ilgisi olduğu hiç anlaşılamamıştır.

Haksızdır; %86 oy almış bir rektör, atanmamaktadır. 

Keyfidir; Sayın Gülay Barbarosoğlu’nun yerine aday dahi olmamış birinin atanması, tamamen keyfi bir uygulamadır.

Antidemokratiktir; sürekli halkın iradesinden, seçimle gelmekten  bahsedenlerin, üniversitedeki seçimi tanımamaları, bir Demokrasi Ayıbıdır.

Bu haksız, hukuksuz ve anti demokratik kararlar, eğitim kurumlarının ve ülkemizin itibarını sarsmakta hatta sıfırlamaktadır.   Bu anlayış, ülkemize, geleceğimize,  medeniyetimize ve moral değerlerimize derin zararlar vermektedir.

Bu ülkenin çağdaş ülkeler seviyesinde eğitim vermesi için, geleceğin liderlerini yetiştirmesi için, bu yapılan keyfi uygulamalara bir an önce son verilmeli ve üniversiteler siyasetin güç gösteri alanı değil, bilim yuvası olmalıdır.   

Seçilen Rektör Sayın Gülay Barbarosoğlu’nun yanındayız, yapılan yanlıştan dönülmesini talep ediyoruz. 

Kadın Partisi

 
 
KAMUOYUNA AÇIK MEKTUP

Ülkemiz 15 Temmuz’da çok ciddi, menfur bir darbe teşebbüsü yaşadı. Çok şükür ki kandırılamamış askerlerimiz ve polislerimiz ve halkımızın topyekün darbe karşıtı duruşu sayesinde ülkemiz bir felaketten kurtuldu.

Ayrımcı Dil
Sayın Başbakan ve her partiden siyasetçiler, o saatten itibaren, halkımızı birlik ve beraberliğe davet eden birleştirici konuşmalar yaptı.

Ancak bizler daha olayın etkisini üzerimizden atamamışken Sn. Cumhurbaşkanımızın TV.lerde “Taksim’e Topçu kışlasını yapacağız kimse engelleyemez“, “halkımız idam istiyor, biz de bunu meclise getireceğiz” sözlerini duyduk. Donduk kaldık. Zira beklediğimiz bir iç savaşın eşiğinden dönmüş halka moral verecek, bizleri normal yaşama döndürecek motive edici sözlerdi. Sn. Cumhurbaşkanı’nın böylesine hassas bir dönemde felaket eşiğinden dönülmüşken, aynı ayrımcı dili devam ettirmesinden derin üzüntü ve endişe duyduk. Üstelik böylesine karmaşık bir ortamda bunu söyleyerek toplumun birbirlerine girme olasılığına hiç aldırış etmeden..Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere tüm siyasileri, birleştirici, kucaklayıcı, sakinleştirici bir dil kullanmaya davet ediyoruz.

Masumiyet Karinesi
Menfur olayın üzerinden daha iki gün geçmeden, yüzlerce sivilin gözaltına alınması binlerce kişinin bir anda işlerine son verilmesi akıllara, ister istemez “bu listeler zaten hazırmış” düşüncesini getirmiştir. Gözaltına alınan herkes peşinen suçlu ilan edilmiştir. Masumiyet karinesi hiçe sayılarak, hukukuk üstünlüğü ilkesi bir kere daha görmezden gelinmiştir. Bu kişilerin masum olup olmadıkları yargılama sonunda kuşkusuz ortaya çıkacaktır ama ne zaman ? Ya sonrası, aileleri, yakınları, yok olan yaşamları... Geçmişte yaşadığımız Ergenekon, Balyoz... gibi davaların bugün ne kadar düzmece olduğu ortaya çıkmışken bunlardan hiç mi ders çıkartılamayacak, başka adlarla hayatlar söndürülmeye devam mı edecektir? Herkesin peşinen suçlu ilan edilip, aynı torbaya atılması, toplumun vicdanını yaralamakta ve yargılamanın meşruiyetine gölge düşürmektedir. Adil, bağımsız ve seffaf yargı beklentimizi bir kere daha vurguluyoruz.

Kapatılan Okulların Mağdurları
Cemaatle ilişkisi olan okulların kapatılarak, öğrencilerin çeşitli okullara gönderilmelerini gençler açısından doğru bulmuyoruz. Genç yaşta kendilerinin dışında meydana gelen bir olay nedeniyle belki de tahsil hayatlarını ve yaşamlarını etkileyecek kararların insan haklarına aykırı olduğunu düşünüyoruz. Peki cemaatle hiç ilgisi olmayan sadece çocuğunun iyi bir okulda okumasını isteyen velilerin çocuklarının günahları neydi? Ayrıca yargılamaların neden 17-25 Aralık sonrasını kapsadığını da çok anlamak mümkün değildir. Zira bu örgütün onlarca yıldır sinsice yapılandığı artık herkesçe malumdur.

OHAL’den Normale Dönüş
Ülkemize karşı yapılan bu hain kalkışmanın ardından tüm ülkede ilan edilen OHAL durumunun üç aydan uzun sürmemesini diliyoruz. KHK’de belirli çerçevede yani OHAL’i gerektiren konularda kullanılması gereğini hatırlatmak isteriz.

Siyasi Sorumluluk

Sonuç olarak şunu söylemek istiyoruz; 15 yıldır bu ülkeyi Sayın Cumhurbaşkanının liderliğindeki bir kadro yönetti. Şimdi darbeye teşebbüs eden örgüte mensup, toparlanmaya çalışılan bu kişileri de, aynı kadro, hakim, savcı, asker, elçi, bürokrat, milletvekili ve bakan yaptı. Hatta Sn. Cumhurbaşkanı “ne istediler de vermedik” demişti.Bu yaşananların, yaşatılanların hiç mi siyasi sorumluluğu yoktur?! Kandırıldık kelimesi yönetenler için geçerli değildir. Kandırılan yönetenlerin siyasi sorumluluğu vardır ve bunun hesabını vermeleri gerekir. Ayrıca bundan böyle yönetmeye hakları yoktur, çünkü bir daha aldatılmayacaklarını kimse garanti edemez.

Mutabakat ve Şeffaflık
Bu nedenle, bu olağanüstü şartlar altında alınacak tüm kararların, mecliste bulunan seçilmişlerle birlikte, bir mutabakata varılarak alınmasının bugün çok ihtiyaç duyduğumuz birlik ve beraberlik açısından önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu dönemde yapılan tüm işlemlerde, alınan kararlarda ve yapılan yargılamalarda şeffaflık ilkesinin en üst düzeyde gözetilmesinin hayati önemine dikkat çekmek istiyoruz.

Laiklik ve Gerçek Demokrasi
Yaşadığımız olaylara bakarak laikliğin ne kadar kıymetli olduğunu, din referanslı cemaatlerin, kontrolsüz faaliyetlerinin bedelini hep birlikte yaşayarak öğrendik. Ülkemizin bir an önce OHAL’den normal hayata döndürülmesi, insan haklarına saygılı, hukukun üstünlüğünün hakim olduğu bir ortamın yaratılması, iç ve dış barışın sağlanması, gerçek demokrasinin artık söylemlerden çıkıp pratik hayata geçirilmesi mevcut hükümetten en büyük beklentimizdir.

Saygılarımızla,
Kadın Partisi Yönetim Kurulu
 
 
KAMUOYUNA DUYURUMUZDUR
ENDİŞELİYİZ !


Öncelikle, Kadın Partisi olarak askeri veya sivil hangi kesimden gelirse gelsin adı ister darbe ister kalkışma olsun hepsine karşı olduğumuzun bilinmesini isteriz.

Ayrıca TBMM’de temsil edilen dört partinin de bu kalkışma karşısında gösterdikleri birlikteliği de demokrasimizin geleceği açısından önemli ve değerli buluyoruz.

Ancak;
Devletin birincil görevi vatandaşının güvenliğini sağlamak olmasına rağmen Cumhurbaşkanının silahların ateşlendiği, kimin kime ateş ettiği belli olmayan bir ortamda vatandaşını sokaklara davet etmesini doğru bulmadığımızı belirtmek isteriz.

Bu davet üzerine sivillerin galeyana gelerek görevleri sadece vatana hizmet olan ve doğal olarak oraya neden geldiklerinin gerçek sebebini bilmeyen asker evlatlarımızın dövülmeleri hatta öldürülmeleri ve bunları yapanların devlet nezdinde kabul ve takdir görmeleri hayretle karşılanmış ve vicdanları kanatmıştır.

Her demokratik ülkede olduğu gibi suçluların yakalanması kolluk kuvvetleri tarafından yasal yolla yapılması gerekirken, sokağa dökülen insanların kendilerini hem emniyet gücü ve hem de yargı yerine koyarak hareket etmeleri doğrusu hepimizi dehşete düşürmüştür.

Bundan sonrada, bu anlayışta olan kişilerin arkalarına devlet desteğini de alarak farklı düşünce, inanış ve yaşam biçimi olan kişilere karşı taşkınlık yapabilecekleri ve yine hoş görüyle karşılanacakları konusunda ciddi endişelerimiz vardır.

Bu nedenle en kısa sürede;
Öncelikle sokağa çıkma hevesinde olan vatandaşların , usulen değil ciddi bir biçimde demokratik bir devlete yakışır tarzda ve en üst düzeyde kişilerce bu tür hareketlerin müsamaha görmeyeceğine dair ulusal görsel ve yazılı basın kanalıyla uyarılmalarını ,
Erlerimize yapılan bu çirkin ve asla hoş görülemez vahşi saldırıların faillerinin de en kısa sürede yakalanarak yargı önüne çıkarılmalarını ,
Komutanlarımızın kendi erlerine sahip çıkarak, onların ve ailelerinin ömür boyu toplum içinde utançla yaşamamaları için halkı aydınlatmalarını,
En önemlisi de devletimizin bekası için yöneten kişilerin kişi veya herhangi bir grubun etkisinde kalarak bir daha aldanmamalarını talep ediyoruz.

Kadın Partisi
Yönetim Kurulu

 
 
2.Kuruluş Yıldönümüzü, Kadıkoy İskele Meydanında Lokma Dökerek kutladık.
   
 
 
 
 
 
 
 
Istanbul, 13.06.2016
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Hakkında, Manevi Tazminat Davası Açılmıştır.


Cumhurbaşkanı; “Anneliği reddeden kadın eksiktir, yarımdır, çalışıyorum diye annelikten imtina eden bir kadın, aslında kadınlığını inkâr ediyor demektir” diyerek çalışan ve çocuk sahibi olmayan kadınların duygularını rencide etmiştir. Kadınların en doğal insani haklarını kullanmasını, insanlıktan vazgeçme olarak yorumlayan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a kadınları incittiği, haklarını yok saydığı ve bu zihniyeti hakim kılması nedeniyle, Eş Genel Başkanımız Fatma Benal Yazgan tarafından manevi tazminat davası açılmıştır.

Sürekli kadınlari ikincilleştirici ve aşağılayıcı söylemleriyle, kadınlara baskı yapmayı sürdüren, kadınlara yaşam biçimi dayatan Erdoğan, son olarak da bir kadın derneğinin açılışında, yaptığı konuşmada, “Anneliği reddeden kadın eksiktir, yarımdır” diyerek çalışan ve çocuk sahibi olmayan kadınları ve tüm kadınları rencide etmiştir.

Bu söylemleri bir zihniyet olarak tüm topluma yaygınlaştırdığı, kadınların özgürlük alanını kısıtladığı ve bundan bir pişmanlik duymak bir yana, bunu yapmaya devam edeceğini hal ve söylemleri ile sürekli tekrarlayan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkinda, manevi tazminat davası açılması kaçınılmaz olmuştur.

13 Haziran Pazartesi günü, Istanbul Anadolu Adliyesi, 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvuruda bulunarak, kendisi hakkında 1 Türk Lirası manevi tazminat talebiyle, dava açılmıştır.
 
 
MECLİS BAŞKANI DERHAL İSTİFA ETMELİSİNİZ!

SİZ DİNDAR DEĞİL BEZİRGANSINIZ

Önce "herkesin kendi tercihidir" dediler.
Sonra "Biz muhafazakar ve dindarız, fıtratımıza uymaz" dediler.
İçkili mekanları içkisize çevirdiler.
Cumhuriyet kutlamalarında kızların etek boyunu diz altı yaptılar.
Sonra da halkın katıldığı Cumhuriyet kutlamalarını kaldırdılar.
Hiç bir Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna ve Anıtkabir ziyaretine katılmadılar.
Düz Lise bırakmadılar, hepsini İmam Hatip'e çevirdiler.
Başörtüsünü İlk Öğretim Okullarına dek soktular.
Kadınlara "Kadın" demeyi bile ayıp saydılar.
Kadınların iş yaşamından çekilmesi ve evlerinde oturması için defalarca yasa değişikliği yaptılar.
Çok eşliliğe toplumsal destek vermek için yeni yapılan evleri hep 4 banyolu inşa ettiler.
Dindarların cinsel tacizini "bir defadan bir şey olmaz" diyerek mübah saydılar.
Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer ya kiralıktır ya da satılık" diyebildiler.
Mescidi olmayan iş yerlerine ruhsat vermediler.
Alevilere olan kinlerini 3. Köprü'ye Alevileri katleden Yavuz Sultan Selim'in adını koyarak tescillediler.
Cumhuriyeti kuranlara "3-5 ayyaş" dediler.
En olmayacak yerlere, bolca cami diktiler.
Dindar olmayan ya da dindar görünmeyenleri veya kendilerinden olmayanları Bürokrasinin tüm kademelerinden attılar.
İktidarlarının dalkavukluğunu yapmayan televizyon ve gazeteleri ortadan kaldırdılar.
Sözde dindar hırsızları kahraman ilan ettiler.
Geçmişlerinde kötü anılar yarattıklarına inandıkları askeri cenahı saf dışı bıraktılar ve kendi askerlerini yarattılar.
Dindar, muhafazakar ve kendi iktidarlarını destekleyen akademisyenleri yeni açtıkları kendi Üniversitelerine yerleştirdiler.
Tek tip insan yetiştirmeyi mukaddes bildiler.
Din için yapılan namussuzlukları mübah saydılar.
Haremlik-Selamlığı sıradanlaştırdılar.
Allah-Kitap-Oruç-Namaz-Hac beşlisini atamalarda liyakat yerine koydular.
Ve şimdi sıra Anayasa'da.
Cumhuriyet rejiminin değiştirilmesi için son bir hamle kaldı.
Anayasa'dan laiklik ilkesi kaldırılıyor.
Dindar Devlet-Dindar Toplum-Dindar Anayasa.
Sonrası çok açık; Türkiye toplumunda bir kesim onların fıtratına aykırı.
Ya yok sayılacak ya da asimile edilecek.
Siz dindar değil bezirgansınız
 
 
 
 
 
 
 
 
dünya kadınlar günü pankartımız
 
 
 
 
10 Mart Perşembe akşamı saat 19:00'da Google+ Hangouts üzerinden yapılacak canlı yayına hepiniz davetlisiniz.

Kadın Partisi Kurucu Eş Başkanı Fatma Benal Yazgan içinde bulunduğumuz ortamı Erdoğan’ın başkanlık çalışmalarına bağlı olarak değerlendiriyor.
https://www.facebook.com/events/1098323893553069/

Bu link üzerinden izleyebilir, canlı yayına katılmak için 0216 449 91 14 nolu telefona müracaatlarınızı rica ederiz.

Katılımlarınızı bekleriz.

Kadın Partisi Yönetim Kurulu
 
 
18 Şubat 2016
KAMUOYUNA DUYURUMUZDUR

Yer : Ankara'nın göbeği
Açık Adres : Devlet  Mahallesi
Hedef : Devlet Mahallesindeki  "Devlet" ve "Asker"
Önlem : Yok
İstihbarat : Alın(a)mamış


Bu terör eylemini ister yabancı bir devlet, ister IŞİD terör örgütü ya da isterse PKK terör örgütü yapmış veya yaptırmış olsun, bizlerin düşünmesi gereken en temel unsur; bu eylemi hangi devletin ya da hangi terör örgütünün yaptığı veya yaptırdığı değil bu kanlı terör eylemini Türkiye Cumhuriyeti  hükümetinin  neden önleyemediği olmalıdır.

Milli İstihbarat Teşkilatı; Genelkurmay Başkanlığı'nın dibinde, devletin tam kalbi Devlet Mahallesinde,  onlarca kiloluk patlayıcı ile gündüz vakti bu eylem gerçekleştirilmeden önce bahse konu kanlı terör eyleminin istihbaratını alamamışsa bu ülkede yaşayan hiç bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının can güvenliği devlet koruması altında değildir.

Vatandaşının can güvenliğini koruyamayan bu hükümeti  kınıyor ve aczini kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.


Kayıplarımıza  Allahtan rahmet ailelerine baş sağlığı , yaralanan yurttaşlarımıza da acil şifalar diliyoruz.

Kadın Partisi
Yönetim Kurulu

 
 
Her kelimesine katılıyor ve destekliyoruz.
BASINA VE KAMUOYUNA DUYURUMUZDUR!
 
BASINA VE KAMUOYUNA DUYURUMUZDUR!
11 Ocak 2016

Biz aşağıda imzası olan kadın ve LGBTİ örgütleri, Eşitlik İzleme Kadın Grubu’nun (EŞİTİZ) 24 Ekim ve 19 Aralık 2015 tarihlerinde, İstanbul’da, düzenlediği iki ayrı toplantıda bir araya gelerek veya süreci takip edip toplantı sonuçlarını aramızda tartışarak, Türkiye’de yaşanan sorunların yasalardan değil, yasaların uygulanmaması ya da cinsiyetçi biçimde uygulanmasından kaynaklandığı saptamasında ve aşağıdaki konularda fikirlerimizi ortaklaştırdık.

İlk olarak “Kadın Cinayetlerinde Cezaların Ağırlaştırılması, Haksız Tahrik ve İyi hal İndirimlerinin Kaldırılması Bizim Ortak Talebimiz mi?” sorusunu tartıştık, şunları belirledik:  

TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ »
 
 
1791 KADIN HAKLARI BEYANNAMESİ
 
 
YASTAYIZ!
Ankara’da Barış için miting yapan 95 vatandaşımız hayatını kaybetti, yüzlerce vatandaşımız yaralandı. Yaşamını yitirenlere Tanrıdan rahmet dileriz, ailelerin acısını paylasır, yaralananlara acil şifalar dileriz.

YASTAYIZ!
Barışa bomba koymak isteyenlerin,  bu saldırılara devam edeceğinden endişeliyiz. Ülkemizin siyasi ortamı bu duruma meydan vermekte ve geleceğe dair bir umut da görünmemektedir.

ENDİŞELİYİZ!
Başta iktidar partisi olmak üzere, tüm siyasi parti temsilcilerinin,  çözüm için ön koşulsuz ve kimseyi dışlamadan bir araya gelmesini bekliyoruz.

Ülkenin güvenliği, bu ülkede yaşayan her bireyin güvenliği için önlem alınmasını istiyoruz.

Sağduyu ve barış dilinin,  devletin en üst karar konumunda  yer alan tüm siyasi liderlere hakim olmasını,  tüm liderlerin nefret dilini terk etmesini bekliyoruz.

Terörü lanetliyoruz.  Terörün önlenmesi için gereğini yapmayan, ülkeye barış dili hakim kılmayan siyasileri kınıyoruz.  Ülkenin güvenliğini sağlamak siyasetin görevidir.  

GEREĞİNİ YAPIN!
Susturmayın! Bağırmayın! Yasaklamayın!
El uzatın, kucak açın, dinleyin, anlayın!  birlikte çözün! BARIŞ Hemen Şimdi!
 

Kadın Partisi’nin kuruluşunun 1. yılı kutlu olsun
Cumhuriyetin kurulmasından bu yana, 92 yıl boyunca ülkemizde çok sayıda siyasi parti de kuruldu. Bu partilerden pek azı devrimlere, büyük yatırımlara, köklü değişimlere imza atarken birçok parti iktidara bile gelemeden yok olup gitti. Bu coğrafyada kadın hareketi, kadının siyasal zeminde yer arayışı yeni değildir.  Başlangıcı Tanzimat’a kadar uzanan kadın hareketini,  1923’de Kadınlar Halk Fırkası adı ile kurulmak istenen ancak kurulamayan bir siyasi parti girişimini biliyoruz. 

BASIN BÜLTENİNİN TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ »

   
   
felsefe sohbetleri Felsefe Sohbetleri

Kültürün günden güne yok olduğu ülkemizde Kadın Partisi ile kültür günleri başlıyor.

Kadın Partisi MYK üyesi, Uzman Psikolog Faruk Öğünç
Louis Althusser "Gelecek Uzun Sürer"
20.04.2015 Pazartesi 14:30

İletişim ve kayıt : kadinpartisi@kadinpartisi.org.tr

 
 
oyunu değiştir "Oyunu Değiştir" Projesi
Bağımsız Kadın Adaylar Platformu

Bu platforma nasıl katılabilirim?

CV’nizi ve 1 adet fotoğrafınızı, kadinpartisi@kadinpartisi.org.tr  
adresine mail göndererek veya, İstanbul Genel Merkez İrtibat Ofisi’ne gelerek veya göndererek katılabilirsiniz.

Adres:  Fahrettin Kerim Gökay Cad.  51/4 Hasanpaşa, Kadıköy/Istanbul

Daha geniş bilgi için, 0 216 449 9114’ü arayarak bize ulaşabilirsiniz.

 
   
oyunu değiştir "Oyunu Değiştir"

“Egemenlik Kayıtsızı Şartsız Milletindir” diyen TBMM; kadının yok sayıldığı ve erkek egemen siyaset anlayışının daha da ağırlaştığı bir süreçten geçiyor. Vekil olduğunu unutup kendini milletin üstünde gören zihniyetin hüküm sürdüğü siyaset, ne yazık ki toplumun hiçbir kesimini güvende hissettirmiyor.

Tamamını okumak için TIKLAYINIZ »
dünya kadınlar günü 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNܒNDE

Kadınlar olarak isyandayız

Kadınların erkeklerde eşitlik mücadelesi yolunda hiç bu kadar karamsar bir noktada olmamıştık.

Özgecan cinayetiyle, kadın cinayetlerinin herkesin kapısını çalabilir olduğunu duymayan, anlamayan kalmadı. Yıllardır işlenen cinayetlere hafifletici neden bulmaya çalışan ataerkil zihniyet, bu defa konuyu hafifletemedi. 

Tamamını okumak için TIKLAYINIZ »

kadın partisi amerika Kadın Partisi ABD tanıtım toplantımızı New Jersey eyaletinde gerçekleştirdik. Sayın Fatma Aytaç'ın konuşması katılan arkadaşlarımızı aydınlattı. 
Tüm katılan, katılamayıp da bizi destekleyen arkadaşlarımıza teşekkürler. Ayrıca West New York belediye başkanı adayına da katıldıkları ve konusması için teşekkür ediyoruz.
Ve yeni üyelerimize hoşgeldiniz, hayırlı olsun diyoruz.
Fotoğraflar ve videolar için TIKLAYINIZ »
amerika kadın partisi 7 Şubat'ta Amerika'da Kadın Partisi tanıtım toplantısı düzenliyoruz.
Detaylı bilgi için TIKLAYINIZ »

DESTEKÇİMİZ OLUN
TL Hesabımız
DENİZBANK
Zincirlikuyu Şb. (Şube Kodu 9142) 11283691-351
TR28 0013 4000 0112 8369 1000 01

$ Hesabımız
DENİZBANK
Zincirlikuyu Şb. (Şube Kodu 9142) 11283691-352
TR98 0013 4000 0112 8369 1000 02

ADANA Davet - 19 Ocak 2015
25 Haziran 2014 de kurulan, 21. yüzyılın dünyasında kalıcı barışı, yaşamın ekolojik temellerinin korunmasını misyon edinmiş , özgür, adil ve dayanışmacı bir toplum için, etnik kökenleri, dinsel inanışları, cinsiyetleri ve cinsel yönelimleri ne olursa olsun tüm insanların eşit olmaları ve yaşam standartlarının yükseltilmesi, yoksulluk, sömürü ve korkudan uzak kendi geleceklerini belirleyebilmeleri ve üstüne düşen görevleri yerine getirmek için yola çıkan Kadın Partisi olarak  19 Ocak 2015 tarihinde sizlerle tanışmaya geliyoruz.
Buzzfeed Buzzfeed.com isimli dünyaca ünlü haber blog sitesi, en önemli 20 kadın olayı arasından Türkiye’de Kadın Partisi kuruluşunu 13. sırada verdi..  

http://www.buzzfeed.com/rossalynwarren/badass-women-alert
#ozgurbasinsusturulamaz
Basın Özgürlüğü
Özgürlükler
Demokrasi
Hukuk
Hak
2014 yılının ilk 10 ayında, 235 kadın öldürüldü.
kadınların seçilme hakkı Kadınların Seçilme Hakkı da KADIN PARTİSİ de Yok Sayılıyor
Kadınlar Seçme ve Seçilme Hakkını 5 Aralık 1934’de elde etti. Ancak O günden bu yana, 80 yıldır kadınlar siyasette görmezden geliniyor. Mecliste kadın oranı 14.2, yerel yönetimlerde ve tüm karar mekanizmalarında kadın oranı yok denecek kadar az.
yazının tamamı için tıklayınız »
maden kazası KİM KİME HESAP SORACAK
Bir maden kazası daha yaşandı. Her seferinde bu son olsun dediğimiz ama bir türlü sonu gelmeyen ve son 10 yılda on binden fazla yaşamı sonlandıran, artık rutinimize girmeye başlayan olayların şimdilik sonuncusu…
yazının tamamı için tıklayınız »»
feminist parti isveç İSVEÇ KADIN PARTİSİ - FEMİNİST İNİSİYATIF
14 Eylül’de Isveç’te seçimler var. Isveç en gelişmiş Kuzey Avrupa ülkelerinden biri. Kadınlar parti kurmaya karar verdiğinde erkek partilerindeki kadın kotalarının birden %40’ a fırladığı anlatılır. Bugün, parlamentodaki kadın temsili %45 civarında. İsveç’in bir kadın partisi var, adı Feministiskt Initiativ, Türkçe adıyla Feminist İnisiyatif. 3 Nisan 2005’de İsveçli Feminist Gudrun Schyman liderliğinde kurulmuş... yazının tamamı için tıklayınız »»
kadın gazeteciler susturulamaz İfade özgürlüğü yoksa demokrasi yoktur! - 25.08.2014
#kadingazetecilersusturulamaz #kadingazetecikatliamivar
Ataerkil sistem ve temsilcilerinin kadınlar üzerindeki baskısı dayanılmaz boyutlara varmıştır. Muhalif hiçbir sese tahammül olmadığı bir bir susturulan, kırılan kalemleri açık ve seçik görüyoruz.... yazının tamamı için tıklayınız »»
kadın partisi basın toplantısı Kadın Partisi Basın Toplantısı - 25.06.2014
25.06.2014 tarihinde kurulan partimizin aynı gün gerçekleştirilen basın toplantısını
izlemek için tıklayınız.
kadın partisi anıtkabir Kadın Partisi Anıtkabir’de - 25.06.2014
25.06.2014 tarihinde kurulan partimizin Anıtkabir’de gerçekleştirilen resmi törenini izlemek için tıklayınız.
kadın partisi kuruldu Kadın Partisi KURULDU - 25.06.2014
25.06.2014 tarihinde kurulan partimizin kuruluş fotoğraflarını görüntülemek için tıklayınız.
kadın partisi Kadın Partisi Basın Bülteni - 25.06.2014
ERKEK DEMOKRASİDEN GERÇEK DEMOKRASİYE
“Düşünceli ve kendini adamış yurttaşlardan oluşan küçük bir grubun dünyayı değiştireceğinden kuşku duyulmasın; bu hep böyle olur.” Margaret Mead

Türkçe Basın Bültenini Görüntülemek için
Tıklayınız
İngilizce Basın Bültenini Görüntülemek için
Tıklayınız
kadın partisi bursa

Kadın Partisi Bursa’da Destekçileriyle Buluştu - 24.05.2014

Tüm Haberler için Tıklayınız
 
 
 
 
bize katılın üye olun
destekçimiz olun
aylık aidat
genç gelecek
Basında Biz
Video Galeri
Foto Galeri
Bültenler
Anketler ve İmza Kampanyaları
gönüllümüz olun
kadın partisi instagram kadın partisi youtube
kadın partisi facebook kadın partisi twitter kadın partisi google plus
duyuru grubuna katılmak için
sivil toplum kuruluşları
kadın partisi şarkısı
 
 
Copyright © kadinpartisi.org.tr designed by Dijital Ajansım - CONTIVENT